Hekim Haber.com , Güncel Sağlık Haberleri...
Haber Sağlık , Hekim Haberleri, Dünyadan Sağlık Haberleri
Pazar, 19.09.2021, 05:56pm (GMT)
  Anasayfa
  SSS
  RSS
  Linkler
  Harita
  Iletisim
 
'E-Aile Hekimliği' uygulaması geliyor ; Başbakan: Devlet hastanesindeki uzman doktorların önü açılacak ; Aile hekimlerinin maaşı ne kadar? ; Aile hekimliği ile ilgili merak edilenler ; Doktorun çilesini bir de "babası"ndan dinleyin
::| Arama:       [Gelismis Arama]
 
Kategoriler  
  HABER SAĞLIK
  Tıp Doktorları
  Eczacılar
  Diş Hekimleri
  SAĞLIK ÇALIŞANLARI
  SAĞLIK BAKANLIĞI
 » Atamalar ve Kuralar
 » Haberler ve Duyurular
 » Personel Duyuruları
  GÜNCEL
 » Gündem
 » Sektörden
 » Araştırmalar
 » Basından
  Veteriner Hekimler
  EĞİTİM
 » Tıpta Uzmanlık Sınavı
 » Yan Dal Uzmanlık Sınavı
 » Yabancı Dil Sınavı
 » Diğer Sınavlar
  SAĞLIK HABERLERİ
  İLAÇ SANAYİ
  SAĞLIK MAVZUATI
  CNN Türk Sağlık
  Hürriyet Sağlık
  Sabah Sağlık
  Zaman Sağlık
  Mynet Sağlık
  ODALAR VE BİRLİKLER
 » Türk Tabipler Birliği
 » Türk Eczacıları Birliği
 » Türk Diş Hekimleri Birliği
 » Türk Sağlık-Sen
  KÖŞE YAZILARI
 » Hekim Haber Yazarları
 » Tıp Sitelerinden Yazarlar
 » Sağlık Sitelerinden Yazarlar
  ETKİNLİKLER
 » Yurt içi Kongreler ve Seminerler
 » Yurt Dışı Kongreler ve Seminerler
  VİDEO HABER
 » Hekim Haber Videoları
 » Sağlık Videoları
  DÜNYADAN SAĞLIK HABERLERİ
 » WHO Haberleri
  Yahoo Health News
  ABC Health News
  Reuters Health News
  MedicineNet Daily Health and Medical News
  TIME Health News
  Newsweek Health News
  ::| Haber Listesi
Ad Soyad:
Email:
 
 
 
Tıp Doktorları
 
1-2-3 Tıp!

Pazartesi, 27.07.2009, 05:11pm (GMT)

Kat edeceğimiz çok yol var. Siyasette, eğitimde, sağlıkta, birbirimize “tahammül etmeyi” öğrenerek gideceğimiz çok yol var. Kayıtsız kalamayacağımız, tartışarak, ilerleyebileceğimiz, konuşmazsak uzamaya devam edecek uzun bir yol var.

Neyse ki birileri hala konuşuyor. Birileri sesini yükseltmekten korkmuyor. Umutları var, pes etmemişler, her yoklamada ellerini kaldırıyorlar. Onlardan biri de Tuğba Akın. Akın, geçtiğimiz ay Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bölüm birincisi olarak mezun oldu. Diploma töreninde, kürsüden çıkan sesi sadece Akdeniz Üniversitesi’nde değil, tüm fakültelerde yankılandı.
Akın, staj yapan son sınıf öğrencileri arasında yaptıkları ankette arkadaşlarının çoğunun staj dönemlerini “iş yükü ağır, vakti kısıtlı ve hastanede bulunma nedeni eğitim almak olan asistan hekimlerden” aldıklarını söyledi. “Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz?” sorusuna yüz öğrenciden sadece biri “evet” derken bu “acı gerçek” bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Kimilerine göre haklı, kimilerine göreyse “fazla idealistler.” Ancak hem fikir olunan bir konu var: Türkiye’deki tıp fakülteleri ve kontenjanlarının yükselişi. Türk Tabipler Birliği’nin hazırladığı rapora göre, ÖSYM kılavuzundaki 9 tıp fakültesi eğitime hazır değil. Bu fakültelere sürekli yenisi eklenirken, öğrenciler kağıt üzerinde başka, pratikte başka okulda eğitim görüyor. 400 kişilik sınıflardan kendi yöntemleriyle “sıyrılmaya” çalışıyorlar. Hasta bakıp, pratik yapmaları gereken son senede de TUS( Tıpta Uzmanlık Sınavı)’a hazırlanırken dersler kaçıyor.

Tercihlerin yapıldığı şu günlerde konuyu gündeme getirmekte yarar var: Tıp kazanmanın en kolay olduğu yıl ilan edilen 2009’da, ÖSS birincilerinin popüler tercihi tıp fakülteleri eğitimde ne kadar “birinci?” Tıp fakültelerine de yerleşen dershane odaklı eğitim geleceğin hekimlerini nasıl etkiliyor? Öğrencilerden sonra söz, öğretim üyelerinde… Tartışıyoruz, ilerleyebilelim diye.

Prof. Dr. Serhat BOR
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı

“Türkiye’deki tıp fakülteleri gereğinden fazla. Tıp fakülteleri en azından eğitim akreditasyonu almdan öğrenci almamalılar. Bunun için kurulmuş Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu var. Kendi kurallarını koydu ve çok da iyi yaptı. O kurulun önerdiği standartları yerine getiren tıp fakültelerinin öğrenci almalarında yarar var. Biz de fakülte olarak başvurduk. Bu gereklilikleri yerine getirenler kalmalı. Tıp fakültelerinde ciddi bir öğrenci fazlası var. Öğrenci sayısının da azaltılması gerekiyor. YÖK’ün haricinde, Sağlık Bakanlığı’nın da yaptığı araştırmalar var ve bizim hesaplamalarımızla onlarınki çok farklı: Şöyle ki: Sağlık Bakanlığı, öğrenciye düşen öğretim üyesinin fazla olduğunu söylüyor ama böyle bir durum yok. Öğretim üyeleri ile ilgili sıkıntı” fazla” olmaları değil, dengesiz dağılmaları. Bizim hesaplamalarımıza göre öğrenci/öğretim üyesi sayısı optimal düzeyde aslında. Öğrenci fazlası oluşunca-ki bu yönde gidiyor-, bunun devlet için de olumsuz bir getirisi var: devlete yük olacak bir işsizler ordusu. Dershane olayı tüm tıp fakülteleri için çok ama çok ciddi bir tehdit. Öğrencilerin internlük dönemi verimli geçemiyor, bazısı 12 ayın 10 ayında TUS’a çalışıyor. Bu dershaneler, artık 4. sınıftan itibaren yaz kampına almaya başladı öğrencileri. Bunun sonucunda da aynen ÖSS’deki gibi “5 seçenekli öğrenciler” yetişiyor. Acilen alternatif ihtisas teknikleri üretilmeli.”

Prof. Dr. Okay BULUT
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Eski Dekanı

“Yeni kurulan tıp fakülteleri ne durumda, bunu sorgulamalı. Son derece yetersiz ve kötü. Açılıyor açılmasına ama kadrolar inanılmaz boyutta yetersiz ve her sene bu koşullardan mezun olan genç hekimler var. Gerçek bir kalite düşüşü var.
Peki yine de mevcut hekim sayısı yeterli mi? Bu, 10 yıldır güncelliğini kaybetmeyen bir tartışma konusu. Hekim sayısı yeterli olabilir ancak yanlış istihdam yüzünden sağlıklı bir dağılım yok, sorun da buradan kaynaklanıyor. Tıp fakültelerindeki son sınıf öğrencilerine bakalım: Sosyal nedenlerden dolayı “pratisyen hekimlik”, statüsü gereği genç mezunlara yetmiyor. Yasal haklarını kullanarak uzmanlaşmak istiyorlar ve TUS’a hazırlanıyorlar. Ama bu sırada, tıp fakülteleri en önemli misyonu olan pratisyen hekim yetiştirmede başarısız kalıyor. Öğrenciler, 3.-4. sınıfta TUS’a harcadıklarını enerjilerini iyi bir pratiysen hekim olmaya harcasalar Türkiye’de çok kaliteli pratisyen hekimler olur ve pratisyenliğin algılanan sosyal statüsü de değişir. Toplumun pratisyen hekimlik kabulü konusunda çok adım atması gerekiyor, kilit nokta burası. Yoksa bu aksak sistemi zorunlu olarak devam ettireceğiz.”

Prof. Dr.Sema UMUT
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı

“Tıp fakültelerinde köklü bir eğitim verilebilmesi lazım, ciddi bir altyapı kurmak lazım. Sadece tıp fakültesi açmak değil, bunu devam ettirmek de önemli. Genelleme yapmak da doğru olmaz ama fakültelere göre değişiklik gösteren bir eğitim sistemi var. Öğretim görevlisi sayısının az, öğrenci saysınınsa fazla olduğu bir gerçek. Fazla öğrenci, eğitimin kalitesini düşürebiliyor. Ama hoca sayısı ne kadar fazla olursa o kadar iyi, çünkü tıp eğitimi ne kadar birerbir olursa o kadar işlevsel olur. Bazı öğrenciler mezun olduklarında kendilerini yetersiz hissedebiliyorlar ama şu var ki, her öğrenci biraz da kendi gayretiyle öğreniyor. Biz yeterli eğitimi verdiğimizi düşünüyoruz ama kendini “mezun” hissetmeyenler de olabiliyor. Ben bu öğrencilerin fazla idealist olduğunu düşünüyorum. Asistanlar ders veriyor deniyor ama tıp eğitiminde hocanın ne kadar yeri varsa asistanın, hemşirenin de o kadar yeri var. TUS’a gelince beğenelim ya da beğenmeyelim TUS bu ülkenin gerçeği. Haklı olarak uzmanlaşmak istiyorlar ve bu da derslere devamsızlık yaratıyor.”

Prof. Dr. Feride AKSU
Türk Tabipler Birliği İkinci Başkanı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

“Türk Tabipler Birliği olarak 2008 yılında “Sayılar ve Gerçekler” diye bir rapor çıkardık ve burada da belirttiğimiz gibi Türkiye’de hekim sayısı yetersiz değildir. Geçen sene tıp fakülteleri kontenjanında yapılan fahiş artışlar, hekim ihtiyacından kaynaklanmıyor. Tıp fakültelerinin kontenjanları artarken olanaklarına baktığımızda çok köklü üniversiteler dahil dershanelerdeki sandalye sayısı, laboratuvarlardaki mikroskop sayısı, hastanelerdeki yatak sayısının azlığı eğitimi çok zorlamaktadır. Pek çok tıp fakültesi öğrenciye dayalı, probleme dayalı çağdaş eğitim teknikleri kullanmak istiyor ama bu bir anfiye 500 öğrenci doldurarak olmaz. Öğrenci, birebir hasta başında olmalı ve onu tedavi edebilmeli. Bu fakülte ve doğru orantılı olarak öğrenci artışı eğitimin kalitesini azaltmaktan öteye gidemiyor çünkü gereksinim karşılamaya yönelik bir politika değil. Her ilde tıp fakültesi oluşmaya başlıyor ve bu çok tehlikeli. Herhangi bir altyapı olmaksızın, eski devlet hastanelerinin binalarını kullanarak, temel bilimler dahil hiçbir dalda öğretim üyesi tedarik etmeden tıp fakültesi açmak siyasi bir vakadır; toplumun sağlık düzeyini olumsuz etkileyecek bir girişimdir. Pek çok tıp fakültesi var ama kendi olanaklarıyla öğrenci yetiştiremeyen, komşu illerde başka tıp fakültelerinden aldıkları destekle eğitim sunmaya çalışıyorlar. Böyle bir fakülteden mezun hekimin de vereceği tedavi kuşkuludur. Mantar gibi çoğalan altyapısız tıp fakülteleri de tamamen siyasi gerekçelerle açılıyor. TUS endeksli bir tıp eğitimi verildiği şüphesiz, lise eğitimi nasıl ÖSS yüzünden dejenere oluyorsa tıp eğitimi de TUS yüzünden bu tarz sorunlar yaşamaktadır. Son sene bu nedenle yaşanan devamsızlık, biraz da fakültelerin müsamaha göstermesiyle ilgili bir durum. Biz de dahil birçok büyük fakülte buna müsamaha göstermiyor, göstermemeli.”

Prof.Dr. Hasan BİRİ
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

“Bu çok boyutlu bir konu. Tıp eğitimi başka hiçbir eğitime benzemez. Tolere edilebilir bir şey değildir. Türkiye’de doktor sıkıntısı olduğu hep tartışılır ama problem sadece uzman hekim sayısının azlığı da değil. Türkiye’deki bazı üniversitelerin Tıp Fakültelerinde öğretim üyesi sayısı çok yüksek. Kadro dolgunluğu var. YÖK’ün Tıp Fakültelerini çoğaltma yaklaşımı yanlış değil ancak şöyle bir şey var ki şu an Gazi’de, Hacettepe’de bulunan öğretim üyeleriyle 2 tıp fakültesi daha kurulur. Ama bunun yanında güneydoğuda açılan tıp fakültesinde ne eğitim verecek öğretim üyesi bulursunuz, ne de laboratuvar. Yeni fakülte kurmak değil önemli olan, geliştirebilmek. Türkiye’deki tıp fakültelerinin sorunu sadece öğretim üyeleri bazında algılanmamalı. Batı illerinde, öğretim üyelerinin daha yoğun olduğu yerlerdeki üniversitelerde de altyapı sorunu yaşanıyor. Altyapısız bir halde doğru bir tıp eğitimi vermek mümkün değil.
Üniversitelerde ciddi bir ekonomik kriz var. İyi idare edilmiyor, kamu kaynakları kullanılamıyor vs her şey söylenebilir ancak bu hala bir problem olarak duruyor. Tıp fakültelerinde asistan hekimler ders veriyor diyorlar bu doğru değil çünkü asistanın o kadar çok işi var ki, nöbetleri o kadar içler acısı halde ki eğitim vermeye vakti yok. Bu çarpık düzende tek bir suçlu aranmamalı. Bu, ülkenin problemidir ve çözüm tartışmaktan geçer. Türkiye’de tüm öğretim üyeleri geçim derdine düşmüş durumda. Toplumsal olarak tartışma kültürümüz zayıf olduğundan çözüm de üretemiyoruz. Ortak akıl oluşturma konusunda bir konsensu yaratamıyoruz. Türkiye’de aksayan tek şey sadece tıp eğitimi de değil. Mühendislikler de böyle, eğitim fakülteleri de böyle… Aynı mesele birçok kalemde var ama sonuçta mağdur olan bir üniversite gençliği, 130 tane kamu üniversitesi… Bu problem Türkiye’nin problemidir.”

Prof.Dr. Münir BÜKE
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

“Demokratik açıdan bakacak olursak, üniversiteleşme ve okul sayısının artışı çok önemli. Ama Türkiye’deki öğretim üyesi sayısı çok düşük. Üniversiteler elbette ki artsın ama bu üniversitelerde zaten yeterli eğitimi alamayan öğrenciler, mezun olduktan sonra da kendi branşlarıyla ilgili iş bulamıyorlarsa, onlara gerekli iş sahasını açamıyorsak, bir işsiz ordusu yaratıyorsak burada bir sorun var. Tıp fakültelerinde kaliteli bir eğitim söz konusu değil, öğretim üyesi sayısı çok az. Asistan hekimlerin ders verdiği gerçeği de var. Üniversite oranı artarken, işsiz oranı da artıyor.. Eğitim süresince ve devamında da süregelen büyük kayıplar söz konusu. İşimiz kutsal bir iş, insanla uğraşıyoruz ve becerikli, donanımlı hekimler yetiştirmek zorundayız. Altyapı, personel alanlarında imkanlara ihtiyacımız var; insanlar bize kendilerini emanet ediyorlar. Ben 45 sene hizmet verdim ama aldığım maaş yetmediği için muayenehane açmak zorunda kaldım, bu yüzden de maaşımdan kesiliyor. Hekime maddi manevi imkan sağlanmadığı takdirde bu döngü devam eder. Öğrenciler son sene ihtisas yapmak için haklı olarak TUS’a hazırlanıyor ve derslere gelemiyor. Bu işin halledilmesi demek, ucunun dersanelere dokunması demek. Herkes kazanç sağlıyor bir şekilde. Bu noktada çok dengeli hareket etmek ve radikal kararlar almak şart.”

heberturk.com

Yorumlar (0)        Yazdir        Arkadasina Oner        Ust


Diger Haberler:
Hekimlere eşdeğer ilacı engellemeyin genelgesi (19.06.2009)
Bakan Akdağ hekim maaşlarının ne kadar olacağını açıkladı (19.06.2009)
Sağlıkta 'pasif hekim' dönemi (01.06.2009)
2009 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) İlkbahar Dönemi Tercih İşlemleri (13.05.2009)
2009 Nisan TUS sonuçları açıklandı (27.04.2009)
Sağlık raporu operasyonu: 3‘ü doktor 14 kişi gözaltında (08.04.2009)
Doktorlara darp devam ediyor (01.04.2009)
Doçentlik için 5 yıl beklenecek (24.03.2009)
Doktor öyle bir çete kurmuş ki... (16.03.2009)
Akdağ: Artık muayenehaneciliği tamamen ortadan kaldıracağız (16.03.2009)



 
  ::| Kongre Takvimi
September 2021  
Pz Pt Sa Ca Pe Cu Ct
      1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30    
 
  manset haberler



::| SICAK HABER
'E-Aile Hekimliği' uygulaması geliyor
Başbakan: Devlet hastanesindeki uzman doktorların önü açılacak
Aile hekimlerinin maaşı ne kadar?
Doktorun çilesini bir de "babası"ndan dinleyin
Hekimlere muayenehane denetimi bilgisi
Özelde çalışan hekimlerin artık derneği var
Tam gün yasasının amacı
SGK, doktorun yeni patronu haline geliyor...
Uzmanlık eğitimine Danıştay rötuşu
TAM GÜN YASASINA BU HALİYLE KARŞIYIZ

Hekim Haber .com 2007
[UST]