Bakaya doktorlara askerlik müjdesi ve Akdağ'ın özel sektöre yönelik açıklamaları
Persembe, 17.04.2008, 07:08am (GMT)
Zaman'ın geleneksel Sektör Toplantıları'nın 7.sinde bir araya gelen sağlık sektörü temsilcileri, başta personel, cihaz, kanunî altyapı ve finans olmak üzere karşılaştıkları meseleleri dile getirdi.
Özel sağlık kurumlarının en önemli problemlerinden biri de uzman personel sıkıntısı. Doktorların askerlik konusunda karşılaştıkları sıkıntıyı dile getiren Van-Bitlis-Hakkari Tabip Odası Başkanı Doç.Dr.Özkan Ünal, şu anki kanunda doktorların en geç 33 yaşındayken askere gideceği yönünde bir madde olduğunu söyledi. Bu uygulama yüzünden erkek doktorların üst ihtisasını yarıda bırakmak zorunda kaldığını vurgulayan Ünal, "300'e yakın üst ihtisas sınavına giren ve kazanan doktor var. Dahiliye ve çocuk gibi branşlarda üst ihtisas yapacak 100'den fazla hekim askerlik yapmadıkları nedeniyle sınavı kazanmalarına rağmen hakları yandı." dedi. Bakan Akdağ ise, üst ihtisasla ilgili askerlik problemini bizzat Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ile görüştüğünü belirterek, "Çözmek üzereyiz. Bu yaş otuz beşe yükseltilecek." açıklamasını yaptı. Bakan Recep Akdağ'ın sektör temsilcilerinin dile getirdiği sorunlara yönelik değerlendirmeleri şöyle:
Malzemeye kısıtlama getirilmesi yanlış
Aslında özellikle tıbbi malzeme konusunda ciddi kısıtlama getirilmesini düşünmüyorum. Burada insan kaynağının net hesabını yapmak gerekir. Bir ultrason veya bir radyoloji cihazı getirmişseniz, onun başına radyolog koymak zorundasınız. Aksi takdirde o cihaz bir işe yaramaz.
Güzellik merkezi ayrı, plastik cerrahi ayrı olmalı
Güzelleştirme merkezleriyle ilgili bir şeyler söylendi. Bir plastik cerrah ve cildiyecinin yönetimi altında bu iş olabilir önerisi geldi. Bizim tam da istemediğimiz şey bu. Ülke zenginleşiyor. Tarama özürlü insanların oranı da üçte 1'dir. Ve Türkiye'deki plastik cerrahlar bu hızla sadece bu işe verseler yine yetmiyor. Pratisyen hekim kaynağımız da kısıtlı. Güzellik kavramıyla tıbbi işlemlerin yapıldığı estetik işlevi birbirinden ayıracağız. Yani bugün güzellik merkezi olan bir yer uygun şartlara sahipse yarın bir tıp merkezi olabilir. Orada estetik cerrahi ve tıbbi işlemleri yapabilir, bunun önünde bir engel yok. Ama bir taraftan güzellik salonu olacaksın, bir taraftan estetik amaçlı tıbbi işlemleri de orada yapacaksın. Bu mantık bize uygun gelmiyor.
Hastaneye doğrudan müracaat yüzde 60
Sevk zinciri meselesine gelince... Türkiye'de yılda 450 milyon defa doktora müracaat edilmektedir. Bunların hepsini sevk zinciriyle yaparsak zincirin ilk halkasındaki doktorları bloke etmiş oluruz. Çünkü birinci basamakta yeterince doktor yok. Şu anda birinci basamağa müracaat eden kişiler toplam hastaların yüzde 40'ını oluşturuyor. Hastanelere doğrudan müracaatlar yüzde 60. Ama aile hekimliğine başladığımız her ilde şunu gördük; bir zorlama olmadığı halde önce aile hekimine başvurma oranı yüzde 60. Oran bu illerde tersine dönmüş durumda. Bunun ideal olanı yüzde 85'lerdir. Yüzde 60 ile 40 oranında aile hekimliğine düşen hasta sayısı 50-60.
Yurtdışında tıp eğitimi alana denklik geliyor
Bir arkadaşımız ABD ve Almanya'da eğitim alan Türk doktorların denkliğinden bahsetti. Bu çok doğru bir şey. Maalesef yıllardır bunu YÖK ile başaramıyorduk. Şimdiki YÖK yönetimi bu konuda anlayışlı bir tutum sergiliyor. Öyle zannediyorum ki; en geç birkaç ay içinde bu problemleri çözeceğiz. Gerçekten çok saçma bir şeydi, ABD'nin en seçkin bir üniversitesinde bir kişi ihtisas alıyor Türkiye'ye geliyor, yıllar birbirine uyuşmadığı için adamcağıza 'senin diplomanı burada kabul etmeyiz'. diyoruz. Hatta biz bunun önünü biraz daha açmak, kolaylaştırmak için Türk vatandaşı olan, dışarıda uzmanlığını alan kişilerin mecburi hizmet yapmadan da çalışmasının önünü açtık. Ama Anayasa Mahkemesi bunu eşitliğe aykırı buldu. Mecburi hizmet sorunu Türk vatandaşları için var.
Zaman / Hasan Bozkurt, Cağlar Avcı
|