Hekim Haber.com

Tam gün pratisyenleri de vuracak
Pazartesi, 17.03.2008, 06:51pm (GMT)

Tam gün yasa taslağıyla getirilecek olan hem kamuda hem özelde çalışma yasağı, yeterli ücret kazanamadıkları için ek iş yapmak zorunda kalan pratisyen hekimleri mağdur edecek

Helin Aygün/ Ankara
TBMM’de görüşülmeyi bekleyen tam gün çalışma yasası, uzman hekimleri olduğu kadar pratisyen hekimleri de etkileyecek. Döner sermayeden fazla pay alamayan ve işyeri hekimliği gibi ek işler yapmak zorunda kalan pratisyen hekimler, tasarının yasalaşması halinde mağdur olacaklar.
Tam gün taslağına üniversite ve Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapan doçent ve profesörler, meslek örgütleri ve uzmanlık derneklerinin yanı sıra, pratisyen hekimler de tepki gösterdi. Pratisyen Hekimlik Derneği Başkanı Dr. Erdoğan Mazmanoğlu, tam günle birlikte sözleşmeli ve esnek çalışmanın hayata geçeceğini, bu koşulların pratisyen hekimleri olumsuz etkileyeceğini söyledi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pratisyen Hekim Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Utku Ersözlü, ikinci işte çalışma olanağını kaybedecek pratisyen hekimlerin açlık sınırında yaşayacaklarını dile getirdi. TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Bülent Aslanhan ise, yasa ile çoğu pratisyen olan işyeri hekimlerinin görevlerine fiilen son verileceğini, böylece zaten yetersiz olan hizmet ağının zayıflamasıyla iş kazaları ve meslek hastalıklarının artacağını kaydetti.

Ek iş yapma şansı kalkacak
Pratisyen Hekimlik Derneği Başkanı Dr. Erdoğan Mazmanoğlu, Meclis’teki tam gün yasa taslağının TTB’nin yıllardır savunduğu tam gün uygulamasından farklı olduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığının tam günle birlikte, altında sözleşmeli ve esnek çalıştırma gibi bazı argümanları da kullandığını dile getiren Mazmanoğlu, “Bakanlık tamamen piyasalaştırma mantığıyla hareket eden bir çalışma öneriyor. Bunlar tam gün ruhuna aykırı dayatmalar. Dolayısıyla pratisyen hekimler de bundan olumsuz etkilenecektir” dedi.

Dr. Erdoğan Mazmanoğlu, haftalık çalışma süresinde büyük bir oynama olmasa da yarım gün çalışmanın ikinci bir iş yapma izni olduğunu ifade etti. Pratisyen hekim maaşlarının açlık sınırının altında olduğunu belirten Mazmanoğlu, “15-20 yıllık bir pratisyen hekimin maaşı 1100-1200 YTL civarında. Ticarileşen ve sağlığın piyasalaştığı bir ortamda, birinci basamak hizmeti yürüten pratisyen hekimler mağdur olacaktır diye düşünüyorum. Sağlıkta dönüşüm, pratisyen hekimleri ve toplum sağlığını çok olumsuz etkileyecektir” diye konuştu.

“Açlık sınırında yaşıyorlar”
TTB Pratisyen Hekim Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Utku Ersözlü, tam gün yasasının pratisyenleri de doğrudan etkileyeceğini, pek çok pratisyen hekimin ek işlerle geçimini temin ettiğini ifade etti. Bu ek işlerin başında işyeri hekimliklerinin geldiğini kaydeden Ersözlü, pratisyenlerin ayrıca özel hastanelerin acil servis ve yoğun bakımlarında çalıştığını, bazı pratisyenlerin de poliklinik, muayenehane, tıp merkezi sahibi olduklarını dile getirdi. Ersözlü, “Pratisyen hekimler tam gün ile bu çalışma alanlarını kaybedeceklerdir. Zaten yıllardır adilliği tartışılacak bir döner sermaye uygulamasında ikinci sınıf muamelesi görüp komik paralar alan pratisyen hekimler, tam gün sonrası yeterince iyileştirilmemiş, emekliliğine yansıyacağı şüpheli ek ödemelerle açlık sınırında yaşayacaklardır. Aile hekimliği pilot uygulaması yapılan illerde toplum sağlığı merkezlerinde tam gün çalışan hekimlerin aldıkları ücret bu öngörünün delili olmaktadır” dedi.

Özele kaçış hızlanacak
Pratisyen hekimlerin tam gün yasası ile “aile hekimliğinde iş güvencesi olmadan çalışmak”, “açlık sınırında devlet memuru olarak çalışmak” ve “özel sektörde çalışmak” arasında sıkıştırıldığına dikkat çeken Ersözlü, kamudan bir miktar pratisyenin özele yöneleceğini söyledi. Ersözlü, şöyle devam etti:
“Ayrıca zorunlu hizmetini Doğu-Güneydoğuda tamamlayan ama büyük kentlere gelemeyen pratisyen hekimlerden de özele kaçış olacaktır. Bu da ‘hekim sayısı yetersiz’ diyen Bakanlığın daha çok pratisyen hekim sıkıntısına girmesine yol açacaktır. Bu sıkıntının özel tedavi kurum sayıları fazla olan illerde daha da artacağını öngörmek için falcı olmaya gerek yoktur. Bu arada işçi sağlığı ve iş güvenliğini bekleyen büyük tehlikeleri de göz ardı etmemek gerekir. İşyeri hekimliğini sadece poliklinik hizmeti olarak görüp kamu kurumlarından hizmet alma yoluyla çözümünü öngören zihniyet zaman içinde artacak iş kazaları ve meslek hastalıklarının da sorumluluğunu üstlenecektir.”

İşyeri hekimliği “özel” çalışma alanı değil
Tam gün taslağında, hekimlerin hem kamuda hem de özel sektörde çalışmasına son verilmesi ile işyerlerinin işyeri hekimi bulmakta zorluklar yaşayabileceği, bu nedenle işyeri hekimliği hizmetlerinin Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından da alınmasına imkan tanınması, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından kaygı yarattı. TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Bülent Aslanhan, Türkiye’de her gün 4 işçinin iş kazası ve meslek hastalığı yüzünden yaşamını yitirdiğini söyledi.

İşyeri hekimliği hizmetlerinin kamusal bir boyutu olduğu vurgulayan Aslanhan, “Sunulan hizmetin gerek koruyucu işyeri hekimliği boyutu gerekse de tedavi edici hizmetler boyutu yıllardır SSK adına görülen hizmetlerdir ve kamusaldır. Sadece finasmanı işverenlerce sağlanmaktadır. Tam gün yasa tasarısında işyeri hekimliği hizmetlerini bir ‘özel’ çalışma olarak değerlendirmek ve kamuda çalışan hekimlerin işyeri hekimliği hizmetlerini sunmasının olanaklarını ortadan kaldırmaya çalışmak bu alanda ciddi bir boşluk doğuracaktır” dedi.

İş kazaları artabilir
Dr. Bülent Aslanhan, zaten yetersiz olan hizmet ağının zayıflamasının iş kazaları ve meslek hastalıkları konusundaki durumu daha da olumsuz hale getireceğini söyledi. “İşyeri hekimliği hizmetleri toplum sağlığı merkezleri tarafından yürütülür” türünden bir düzenlemenin “işyeri hekimliği hizmetleri yürütülmese de olur” türünden bir düzenlemeden çok farkı olmadığını belirten Aslanhan, şunları dile getirdi:
“İşyerlerindeki riskleri ve çalışan özelliklerini dışardan hissedip hizmet planlamaya çalışmak ister şirketler aracılığıyla ister toplum sağlığı merkezleri aracılığıyla olsun ihtiyacı karşılamayacaktır. Sorun sadece hekimlere istihdam yaratacak bir tartışmanın çok ötesindedir. Eğer tam gün yasası zaten yetersiz olan işyeri hekimliğini hizmetlerini engelleyecek bir özelliğe sahip olacaksa, ölümlü iş kazaları, meslek hastalıkları açısından ortaya çıkacak tabloya buna neden olanların vicdanı rahatsız olmayacaksa, konuşmak, yorum yapmak, değerlendirmek anlamsızlaşacaktır. Sorun teknik değil vicdanidir. Vicdanların yitirildiği bir ortamda değerlendirme yapmakda anlamsızdır.”
Medimagazin