Doktorlar bu çağın gerçek kahramanlarıdır
Cumartesi, 15.03.2008, 09:14pm (GMT)
Nazım Alpman-internethaber
Topluma faydalı meslekler sıralamasında her dönemin en üst basamağında onlar yer alır. Doktorların varlığı, sayıları, hizmet saatleri bir toplumun yaşam kalite çıtasını doğrudan etkiliyor.
Kişi başına düşen doktor oranını söyleyince ne düzeyde bir ülke olduğun ortaya çıkıyor.
Eğer çok doktorun varsa, gelişmiş toplum kabul ediliyorsun.
Yoksa, sen de yoksun!
Ancak bizim gibi toplumlarda bilimle, sanatla, kültürle ilgilenen bütün değerler gibi doktorların da üzerinden ekonomik ve politik silindirlerle geçiliyor.
Çalışma koşulları maden işçisiyle eşit hale getiriliyor.
Maden işçiliğini örnek vermemin nedeni de en ağır işçilik olması yüzündendir.
Medya doktorları genellikle Acil Servislerin kapılarından dar açı ile görüyor:
-Trafik kazası geçiren hasta iki saat kıvrandı, doktor gelip bakmadı!
Haber bu başlıkla çıkınca bilgisiz toplumun bilgiçleri hükmü patlatıyor:
-Kahrolsun doktorlar!
Oysa zavallı muhabir, sahici gazetecilik yaparak Acil Servis"in öteki yanına geçmeyi denese o zaman gerçeği rahatlıkla görecek. O gece acil serviste nöbetçi olan tek doktor, iki kurşun yarasıyla gelmiş hastayı hayata döndürebilmek için ameliyathanedeki üçüncü saatini doldurmaktadır. Üstelik yemeğini bile yemeye fırsatı olmadan ameliyata girmiştir.
Niye az doktor var?
Bu soruyu sormak yerine, daha kolay olanı seçilip popülist gazetecilik tercih ediliyor:
-Acilde doktor yoktu!..
Bu satırların yazarı değişik dönemlerde hastane koridorlarında epeyce sabahlamış bir muhabir olduğu için doktorların, hemşirelerin hangi koşullarda hizmet verdiklerini gayet yakından tanıklık etmiştir.
Örneğin 1990 yılında Göztepe SSK"da bir haftalık hızla iyileşme gösteren tedavi sonrasında kalp krizi ile aniden hayata veda eden babasının acısını, doktor Nihal"in gözyaşlarıyla meşgul olarak ertelemeyi yaşamıştır. Hastasını kaybetmiş doktorun acısı, baba kaybı yaşayan evlattan baskın çıkmıştır.
Sonra her sabah saat 07.00"de masasında olan Samatya Hastanesi"nin eski Başhekimi Gazi Zorer"i tanımıştır.
Ne zaman aransa “Hastanede nöbetteyim abi” diye telefonları yanıtlayan genç cerrah Eyüp Sevim"in ameliyathaneler arasındaki koşturma trafiğini bilmektedir.
Zonguldak"ta hayatının en verimli dönemini maden işçilerinin taş tozu hastalığıyla yaralanan akciğerlerini iyileştirmeye adayan Dr. Metin Çelikiz"i meslek sevgisini, hastalara olan şefkatini görüp yaşamıştır.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi"nde bir yandan öğrencilerini yetiştirirken diğer yandan da kadınların sağlığı için gün boyu çalışan Prof. Dr. Tarık Altınok"un olağanüstü moral veren bir hekim olarak basını fıkrasız bırakmayan performansını bilmektedir.
Çapa Tıp Fakültesi"nin efsane hekimlerinden Prof. Dr. Oğuz Lav"ın hastanede tam gün bedava hasta bakmasını unutamaz. Ayrıca hastalarına ve hasta olmayan ziyaretçilerine ikramlarını da…
Ve özellikle hastalarını her zaman görev yaptığı kamu hastanelerinde muayene edip iyileştiren, hiçbir zaman muayenehane sahibi olmayan Türk Tabibler Birliği Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy"un hastası olarak ve eylemlerde izleyen muhabir olarak yakından tanımışlığı vardır.
Bütün bu tanıklıkların ardından şunu rahatlıkla söylemek mümkündür:
-Doktorlar bu çağın gerçek kahramanlarıdır!
|