| Hekim Haber.com | ||||
|
Döner sermaye diş hekimlerini şaşırttı! Carsamba, 12.03.2008, 01:32pm (GMT) İzmir Dişhekimleri Odasının döner sermaye ile ilgili çalışmasında, aynı hastanede çalışan diş hekimlerinden biri sadece bir dolgu yaparken,diğerinin 143 dolgu uygulaması gerçekleştirdiği belirtildi. Uzmanlar, “Hekimin bu işlemleri uygun bir şekilde gerçekleştirmesi imkânsızdır” dedi Nilay Toğrul/Ankara İzmir Dişhekimleri Odası (İDO) 2004 yılında Döner Sermaye Yönetmeliği’ne karşı açtığı davaya paralel olarak bir çalışma yaptı. Hizmet başı ödeme sistemi ile ilgili çalışmayla aynı hastanede çalışan hekimlerden biri 1 dolgu işlemi gerçekleştirirken, diğerinin 143 dolgu yaptığı belirlendi. İDO Başkanı Turgan Ülker, bu çalışmanın değerlendirilmesinde hekimlerin değil, uygulamanın sahip olduğu açıkların önemini vurguladı. İDO’nun 2004 yılında Döner Sermaye Yönetmeliği devreye girer girmez açtığı dava ise halen sürüyor. Oda, yaptığı çalışma kapsamında İzmir’de bulunan bir ilçe devlet hastanesinden, diş hekimlerinin 2007 yılı aralık ayının ilk haftasına ait tedavi listesini istedi. Başhekimliğin İDO’ya gönderdiği listede yer alan verilerle diş hekimlerinden birinin bir hafta içinde 100, ikincisinin 79 ve üçüncüsünün de 161 muayene yaptığı öğrenildi. Aynı hekimlerin, sırasıyla 9, 1 ve 143 amalgam dolgu yaptığının da anlaşıldığı verilerde yer alan diğer bilgiler şöyle oldu: “Comionomer Dolgu (Birinci diş hekimi: 2, ikinci diş hekimi: 2, üçüncü diş hekimi 114) Diş taşı temizliği (Birinci diş hekimi: 30, ikinci diş hekimi: 44, üçüncü diş hekimi: 108) Komplike diş çekimi (Birinci diş hekimi: 1, ikinci diş hekimi: 1, üçüncü diş hekimi: 65)” Bu verilerle birlikte, birinci ve ikinci diş hekimlerinin yaptıkları girişimler sonucunda 5 bin puan aldığı belirlenirken, üçüncü diş hekimininse 22 bin 290 puan aldığı tespit edildi. 19 bin dakikalık iş 2 bin 400 dakikaya sığdı Oda, ellerindeki raporla birlikte edindiği sonuçları diş hekimliği fakültelerine göndererek dekanlıklardan bilimsel görüş istedi. 18 ayrı fakülteden görüş istenirken, bu talebi İstanbul, Marmara, Ege ve Karadeniz Teknik Üniversiteleri ile Cumhuriyet ve Dicle Üniversiteleri yanıtladı. Üniversitelerden gelen yanıtlar 3. diş hekiminin yaptığını beyan ettiği işleri yapmasının imkansız olduğu görüşünde birleşirken, tedavi ve girişimler için gereken sürenin mesai saatlerinin çok üzerinde olduğu belirtildi. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yaşar Özkan hazırladığı değerlendirme yazısında, “Diş hekimlerinin bu tedavi ve girişimleri yapabilecekleri ortalama süreler dikkate alınarak hesap yapıldığında birinci diş hekiminin 5 bin 240, ikinci diş hekiminin 4 bin 916, üçüncünün 19 bin 10 dakika çalışma sürelerinin olması gerekir. Günlük mesai sekiz saat, haftada çalışma süresi 40 saat. Yani 2 bin 400 dakika. Bu sonuca göre üç hekimin de bu işlemleri uygun bir şekilde gerçekleştirmesi imkânsızdır” ifadelerini kullandı. “Sanal uygulama Bakanlığın gelirini de artırıyor” İzmir Dişhekimleri Odası Başkanı Turgan Ülker, konuyla ilgili değerlendirmesinde buradaki en önemli noktanın uygulamanın açıklarının ortaya konması olduğunu ifade etti. Ülker, döner sermaye uygulaması yürürlüğe girer girmez dava açtıklarını hatırlatarak “Bizim dışımızdaki organizasyonların, kuruluşların da bu konu ile ilgili olarak bizim gibi düşündüklerini sanıyorum ancak onlar dava açmaktan çekindiler. Neticede bu şekilde hekimlerin gelirleri de artıyor” dedi. Döner sermaye ile ilgili çalışmalarından söz eden Ülker, şunları söyledi: “Biz, bu çalışmada devlet hastanelerindeki hekimlerle ilgili bir performans sorgulaması yaptık. ‘Kaç diş hekimi çalışıyor, hangi işler, ne kadar yapılıyor?’ sorularına cevap aradık. Yani bu sorularla performans uygulamasının nasıl işlediğini görmek istedik. Sonuçlara baktığımızda hekimlerden 2’sinin uygulamalarında makul ölçüler gördük ancak biri abartılıydı. Çok fazla işlem yapmış gibi görünüyordu.” Bu noktada hizmet başı uygulama ile hekimlerle birlikte Sağlık Bakanlığının da gelirlerinin arttığının önemine değinen Ülker, “Bu hekimin uygulamaları sanalsa bile Sağlık Bakanlığının geliri artıyor. Çünkü Bakanlık, bu işlemlerin karşılığında Sosyal Güvenlik Kurumundan para alıyor, kendisine de fon aktarılmış oluyor. Bu yüzden de Bakanlık bu uygulamadan vazgeçmek istemiyor” dedi. Hizmet başı ödeme sisteminin toplumun arzuladığı ve ihtiyacı olan sisteme hizmet etmediğini dile getiren Turgan Ülker şöyle konuştu: “Öncelikle ağız ve diş sağlığı hedeflenmeli. Bu uygulama ile toplumun ağız ve diş sağlığı durumunu yükseltmek mümkün değil. Döner Sermaye Yönetmeliği’nden sonra koruyucu hekimlikten uzaklaşıldı. Sağlık ocaklarındaki hekimler ağız diş sağlığı merkezlerine çekildi. Ancak bu arada da temel sağlık hizmetleri unutuldu. Örneğin birilerinin de fırçalamayı anlatması gerektiği göz ardı edildi, doğrudan dolgu yapılmaya başlandı. Ağız ve diş sağlığında hastalıkların oluşmasını engelleyici değil, oluşan hastalıkları tedavi edici hizmetlere yönelindi. Sonuçta çürük dişler ve bu yolda yapılan gereksiz harcamalara ulaşıldı. Hastalık oluştuktan sonra devreye giren bir hizmet planlandı, bu da daha fazla harcamaya ve hasta açısından sağlıksız bir noktaya varılmasına sebep oluyor. Bu planlamanın tek amacı olabilir o da sağlıkta bir pazar oluşturmak ve hastalıktan kâr ederek yararlanmaktır. Yapılan uygulamalarla ağız ve diş sağlığı yükseltilmedi aksine yerinde saymaya başladı. Koruma hizmetleri göz ardı edildi. Ağız ve diş sağlığı merkezleri de bu yüzden işe yaramıyor. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri özelleştirilmek isteniyor. Yerel idareler kendi geliriyle geçinebilmek için bu hizmetleri kiralıyor, satın alıyor. Özel merkezlerden hizmet alınması da zorlaştırılıyor. Bu şekilde hizmet kalitesi düşecek. En son uygulamalarla görülüyor ki Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile Bakanlık kendisini aradan çıkarmak istiyor.” Hizmet başı ödeme yapılan sistemlerin sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada suistimallere sebep olduğunu dile getiren Ülker, “Bu tür hizmetler niteliği değil, niceliği ön plana çıkarır. Sağlık nitelik işidir. Bu sistem ancak sorunların daha da yerleşmesine sebep olur” dedi. Çalışma dava dilekçesini doğrular nitelikte Hekimlerin uygulamaları ile ilgili olarak hazırlanan çalışmanın sonuçları İzmir Dişhekimleri Odasının, 2004 yılında Döner Sermaye Yönetmeliği’ne karşı açtığı ve halen süren davada sunulan gerekçelerle örtüşürken, Turgan Ülker’in sözleriyle de paralellik gösteriyor. Dava dilekçesinde uygulama ile ilgili olarak “Döner sermaye uygulamasının birinci amacı döner sermaye gelirlerinin arttırılması olacaktır. Bunun sonucu sağlık kuruluşlarının fiilen özelleştirilmesidir. Bu durum sosyal devlet anlayışına aykırıdır” denilirken, performans kriterlerinin koruyucu değil, tedavi edici olduğu vurgulandı. Döner Sermaye Yönetmeliği ile ilgili dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: “Genel olarak sağlık çalışanları ve özelde diş hekimleri, aylıklarına gelecek katkının tedavi edici hizmetlere bağlı olduğu mesajını aldıkça ister istemez hasta bakışı ve tetkiklerini arttırmaya çalışacak, koruyucu hizmet uygulamaları arka planda kalacaktır. Sağlığa, yani tüm insanlara değil, hasta kişilere yönelik bir örgütlenme ve hizmet anlayışı yerleşecektir. Hem sağlık hizmetlerinden yararlanmada hem de genel sağlığa yönelik risk artacaktır. Sağlık çalışanlarının ücretlerinin iyileştirilmesi fiilen döner sermaye gelirlerine bağlanacaktır. Hekim dışında çalışanların yaptıkları iş bu yönerge ile gerçekçi bir şekilde ölçülemeyecek ve önemli haksızlıklar olacaktır. Performans değerlendirmesi ile toplumun sağlık gereksinmelerinin saptanması ve ona yönelik hedefler oluşturularak hizmet planlaması ilkesi ortadan kalkacaktır. Koruyucu hizmet, toplumun ve çalışanların eğitimi, araştırma yapmak gibi konular değersizleşecek, sağlık çalışanları toplumsal hedeflere yönelik çalışmak yerine, puana ve dolayısıyla döner sermayeye yönelik çalışmaya yönlendirileceklerdir.” Nitelik nicelikle kıyaslanmayacak kadar önemlidir Performans belirlenmesinde uygulamaların daha çok sayılar ve nicelik üzerine odaklandığının dile getirildiği dilekçede, “Bir hekim günde 20 hasta bakarsa verimsiz, 200 hasta bakarsa verimli kabul edilecektir. Sağlık hizmetlerinde nitelik nicelikle kıyaslanmayacak kadar önemlidir” denildi. Sağlık hizmetinin kesintisiz, sürekli verilmesi ve her gereksinme duyanın hizmete ulaşabilmesinin, hasta sayısından daha önemli kavramlar olduğu vurgulanırken “Oysa sonuç ile ilgilenmeyen bu uygulama ile hekim tarafından defalarca bakılmış ancak sağlıksızlığı devam eden hastalar ortaya çıkacaktır. Sağlıkta amaçlanan yapılan dolgu ve protez sayısının yüksekliği değil daha az çürük oluşumunun sağlanmasıdır” denildi. Dilekçenin sonuç bölümünde ise şunlar belirtildi: “Modern tıp uygulamaları önce hastaların iyileştirilmesi pratiği üzerine başlamış, daha sonra hastalık nedenlerinin araştırılması ve önlenmesi pratiğine yönelmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün sağlık tanımı değişmiş, sağlık yalnızca hastalanmamış olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlanmıştır. Oysa bu Yönerge ve öngördüğü performans değerlendirmesi kriterleri sayesinde sağlık ocakları temel varlık amaçları olan koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşarak tedavi edici sağlık hizmetlerine yöneleceklerdir. Bir toplumda insanlara doğru beslenmeyi, diş bakımını ve fırçalamayı öğretmek, dişleri bakımsız bırakıp, çürük dişleri onarmak, doldurmak ve protez yapmaktan çok daha sağlıklı ve verimlidir. Sağlık hizmetlerinde koruyucu hizmetler, tedavi edici hizmetlere göre çok daha kolay, ucuz ve yararlıdır.” Medimagazin
|
||||