Üniversiteler ve Tıpta Yan Dal Uzmanlığı
Pazartesi, 26.11.2007, 07:01am (GMT)
Türkiye’deki hekim sayısı yeni açılan tıp fakülteleri ve artırılan kontenjanlar sayesinde artmakta ve Sağlık Bakanlığının açıklamalarına göre yine de hekim açığı olduğu belirtilmekte. Artan rakam olarak hekim sayısı ancak niteliklerle donatılmış eğitilmiş hekim sayısı ne kadar artmakta bunun artışına ülke gereksinimi nedir? Bunun hesabını ya bir bilen yok ya da yapan bir kurum. 1981 yılında çıkan hekimler için Mecburi Hizmet Yasası gerçekten ülkemizde her yörede olmasa da büyük ölçüde bir sorunu çözdü veya en azından erteledi. O döneme dek pratisyen hekim dışında çeşitli uzmanlık alanlarında hekim yüzü görmemiş olan il ve ilçeler hekim zenginliğine ve değişik dallarda hekimlerden hizmet almaya başladılar. Bu hizmetin 24 saat boyunca verildiğini de unutmamak gerekir. Ayda 8-10 nöbet, gün içinde 8 saat hastane mesaisi, akşamüstü ve gece boyu muayenehane, köy ve ev ziyaretleri, hastaların gece boyu evinizde sizi ziyaret etmesi ve sizden dertlerine çare olmanızı istemeleri. İşte hekimler az ya da çok böyle hizmet görmekte. Hiçbir meslektaşımız mesaisini 09-17 saatleri arasına bağlamayı düşünemez bile. Buraya kadar yazdıklarım Hükümetin hekim kitlelerine danışmadan çıkarmayı bir anlamda kafasına koyduğu Kamu Hastanelerinde Tam Gün Çalışma Yasas’ının büyük şehirler dışında ülkenin büyük bir bölümünde sağlık hizmetlerinin aksamasına ancak görünürde hastanelerin sayısal performanslarının artışına neden olacak ve yöneticilerimiz de artan hastane verimliliklerine bakarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi arttırdıkları kanaatine vararak yanılgıya düşmüş olacaklardır. Görüş alınan veya görüş bildiren Türk Tabipler Birliği ise hekimlere danışmadan görüş bildirmekte ve akıllarda kalan tek istekleri biz Türk Hekimlerinin hiçbir şekilde fikir birliği içinde olmadığımız grev hakkı istemek gibi ettiğimiz Hipokrat yemini ile bağdaşmayan koşullar dayatmaktadırlar. Grev hakkı verilecek olursa gelecekte olası bir grevde yeminleri ve hekimlik anlayışları nedeniyle hastalarına bakmamayı reddeden hekimleri işbirlikçi ve grev kırıcı olarak mı adlandıracaklardır?
Geçiniz bunları! Gelelim yan dal öyküsüne: Türkiye’nin illerini ilçelerini dolaşacak olup oralarda özel hastane, kamu hastanesi, muayenehanelerde verilen sağlık hizmetlerinin kalitesini araştıracak olursanız manzara iç açıcı değildir. Artık vatandaşımız midesi ağrıdığında kendisine endoskopi yapabilecek bir merkeze veya hekime gitmek istiyor. Kan sayımında bir anormallik olduğunu duyunca hematolog arıyor. Üresi yükseldiğinde böbrek hastalıklarında uzman bir doktor arayışı içine giriyor. Kanser olduğunda ilaç tedavisi ile en azından iyileşme umudunu taşıyarak onkoloji uzmanına gitmesi gerektiğini düşünüyor. Bu örnekleri dilediğimiz kadar uzatabiliriz. Gerçek olansa bu imkanları vatandaşımız genellikle çok zor buluyor veya ulaşmak için bir başka kente gitmek zorunda oluyor.
Tıp fakültelerinde yan dal uzmanlık eğitimleri yalnız iç hastalıkları ve çocuk hastalıkları anabilim dallarına bağlı bilim dallarına özgü bir konu. Diğer uzmanlık dallarında belli bir konuyu ilgi ve uğraş alanı edinme dışında sertifikasyonla sonlanan bir eğitim süreci yok. Fakültelerin yan dal uzmanlık kadrolarının sayısı ise YÖK tarafından saptanmış kurala bağlı olarak belirleniyor. Bu kurala göre anabilim dalındaki yan dal uzmanlıkları için belirlenen kontenjan o anabilim dalının ideal kadrosunun yüzde 10’unu geçemiyor. Görev yaptığım Cerrahpaşa Tıp Fakültesini örnek verecek olursam bu kurala göre iç hastalıklarında tüm bilim dallarına yan dal uzmanlığı için 7 kadro verilebilmektedir. Bu da her yan dal için yalnız 1 uzmanlık öğrencisinin eğitim alabileceği gerçeği ile karşılaşmamıza neden oluyor. Bu sayı ülkemizin tüm tıp fakültelerinde değişmemektedir.
|