Ülkelerin gelişmişlik kriterlerinden biri de acil vakalara doğru ve erken müdahale edilmesidir. Olay yerine erken varma, erken tanı ve erken tedavi birçok hasta için hayat kurtarıcıdır. Bu görevi Türkiye’de 112 ‘Acil ve Yardım Ekibi’ üstlenmekle beraber, sıklıkla olay yerine geç varma, olay yerine geldiğinde de doktor veya yeterli malzeme bulunmama nedeniyle ‘haklı’ tepki almaktadır.
Gelişmiş ülkelerin acil sağlık sistemine bakarsak, Kanada, Amerika Birleşik Devletlerin (ABD) gibi ülkelerde (her iki ülke için 911), itfaiye, polis ve ambulans ekipleri tek bir merkezden yönetilir ve her türlü acil çağrının (sağlık, güvenlik, yangın) özel eğitimli personeller tarafından karşılanır ve gerekli ekipler olay yerine yönlendirilir.
Avrupa ülkelerinde ise, ambulans hizmetlerinin itfaiye teşkilatlarının içinde yer aldığı görülmektedir. Burada itfaiye merkezlerine gelen acil çağrılar, fazla sorgulanmadan kayıt altına alınmakta ve itfaiye görevlisi tarafından olaya göre, itfaiye aracı, ambulans veya helikopter gönderilmektedir.
Türkiye’de ise her acil çağrının numarası farklıdır. Acil durumda olan bir kişi önce arayacağı numarayı bilmek zorundadır. Gerçi Avrupa Birliği uyum süresinde 1 Kasım 2005 tarihinden itibaren '155 Polis İmdat' ve '154 Alo Trafik' çağrı numaraları '155 Polis İmdat' çağrı numarası altında birleştirilmiş olmakla beraber, ‘Alo Jandarma’ için 156, ‘Hızır Acil Servis (Ambulans)’ için 112, ve ‘Yangın İhbar’ için 110 aranmalıdır. Dolayısıyla ‘acil ve aciz’ durumda olan kişi önce bulunduğu yerin polis mi yoksa jandarma yetki alanında olduğunu bilmeli, sonra da ilgili numarayı hatırlamalı veya bulmalı… Derhal gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tüm acil numaralar tek bir numarada toplanmalıdır.
Ambulansların içinde sıklıkla doktor olmamakla beraber, doktorların yerini artık yardımcı sağlık personeli -paramedik ve acil tıp teknisyenleri- almaktadır. Bununla beraber, bu ekipte çalışan doktorların çok etkili olduğu da söylenemez. 112 ‘Acil ve Yardım Ekibi’nde, atriyal erken atımları olan bir elektrokardiyografi trasesini atriyal fibrilasyon olarak takdim eden, daha sonra bunun atriyal fibrilasyon olmadığı belirtilince sinirlenen veya acil hastaneye nakli gereken hastayı, ‘arrest olur, götüremem’ diyerek (taksi şöförü söylese anlayışla karşılanır) naklini gerçekleştirmeyen, kardiyopulmoner ressüsitasyonun solunum sistemi ile başladığını, bunun da entübasyondan geçtiğini bilmeyen doktorlar var. Maalesef, 112 doktorları ve yardımcı personeli entübasyon işlemini bilmemektedir.
Diğer bir örnek, İstinye’de yer alan ABD başkonsolosluğu önündeki polis kulübesine 9 Temmuz’da yapılan silahlı saldırıda bölgeye giden 112 ‘Acil ve Yardım Ekibi’, kardiyopulmoner ressüsitasyona başlamış. Oysa yapılması gerekenler A ‘airway’, B ‘breathing’, C ‘circulation’, iken meslektaşımız (!!), ressüsitasyona, kanaması olan hastada damar yollarını açmadan direkt C basamağından başlamıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970 yılında acil hekimliği asistan eğitim programları başlanmıştır. Türkiye’de ise ancak 1980 yılından sonra önce mecburi hizmet kapsamında, 1996 yılından sonra da pratisyen hekimlerce acil servis hizmeti yapılmaktadır. Ancak acil vakaların hastaneye nakillerinde, olay yerinden başlayan ve acil serviste devam eden tanı ve ilk tedavilerinin etkin ve başarılı yapılabilmesi için “İlk ve Acil Yardım” anabilim dalının kurulmasına karar verilmiştir.
Sonuç olarak, bu hali ile 112 ‘Acil Yardım Ekibi’ sadece ‘nakil’ görevi yapmaktadır. Acil yardım, hastanın ilk görüldüğü yerde başlar ve ilgili hastaneye sevki sırasında ve oradaki doktor tarafından karşılanana kadar devam eder. 112 gibi direkt hasta hayatını etkileyecek doktor ekibine ve yardımcı personellerine sık aralıklı eğitim verilmelidir. Daha da iyi olanı ise tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, anestezi veya acil tıp uzmanları bu ekibin bir parçası olmalıdır. Aksi takdirde daha çok canımız yanacaktır.
Sonuç: Başarılı bir kuruluşun göstergesi problemlerin olup olmadığı değil, problemlerin geçen senekilerin aynısı olup olmadığıdır. Dulles
Dr. Gönenç Kocabay
Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji Kliniği