|
|
|
Doktoru vuran hasta yakını ‘yas tepkisi’ vermiş
Pazar, 30.12.2007, 06:53pm (GMT)
Tayfun E., kaybettiği eşinin tedavisinde yer alan Dr. Necati Yenice’yi 3 kurşunla ağır yaraladı, sonra aynı silahla intihar etti. Klinik psikolog ve psikiyatrlar hasta yakınının tepkisini aşırı öfkeyle ortaya çıkan “yas tepkisi” olarak nitelendirdi.
İSTANBUL - Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Klinik Şefi Dr. Necati Yenice, hastane bahçesinde uğradığı saldırıda ağır yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren Tayfun E. bir saat sonra aynı silahla intihar etti. Tayfun E’nin saldırıyı, eşi Sebahat E’nin kolon kanserinden ölümünden, Dr. Yenice’yi sorumlu tuttuğu için gerçekleştirdiği belirtildi. Benzer bir olay 11 Kasım 2005’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşanmış, Prof. Göksel Kalaycı, tedavi ettiği bir hastanın yakını tarafından öldürülmüştü. Uzmanlar bu olayı “yas tepkisi” olarak nitelendirdi.
Hasta yakınlarının özellikle ölümle sonuçlanan tedavileri tıbbi ya da doktor hatası olarak nitelendirip, şiddete yönelmelerini iki faktöre bağlayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Arıkan, bu tür davranışlarda en önemli etkenin kişilik yapısı olduğu görüşünde:
DEPRESYON SUÇ DUYGUSUNU ARTIRIR “Kişinin antisosyal olması, psikopatik özellikler taşıması, minimum engellenmeye tahammülünün olmaması ve suçluyu daima dışarıda araması gibi özellikleri bu tür şiddet olaylarının en önemli nedenidir. İkinci faktör ise depresyondur. Yakınının kaybeden kişi depresyona girer, depresyondaki kişide suç ve suçluluk duyguları çok artar, kişi bu duyguyu kendine yakıştıramadığı ve yediremediği için dışarıya yansıtır. Mesela yakını ölen kişi, bunun tek nedenini tedaviyi yürüten doktora bağlayıp, şiddetini ona yönlendirebilir.”
ÖLÜME DUYULAN ÖFKE UÇLARDA YAŞANABİLİR Bazı hasta yakınlarının normal dışı tepkiler verebildiğini, yaşadığı kötü olaylara veya ölüme duyduğu öfkeyi ve depresyonu uçlarda yaşayabildiklerinin altını çizen Prof. Arıkan, daha çok doktorların şiddete maruz kaldıklarını söyledi ve alınabilecek önlemleri anlattı:
“Meslektaşlarımızın bu tür insanlara karşı soğukkanlı olmaları ve mümkün olduğu kadar terapötik yaklaşmaları önem taşıyor. Hasta yakınlarının depresyona girebileceğini önceden kestirmeleri ve ona göre de psikiyatrik destek talep etmeleri lazım. Hekimler, hastanın başına gelebilecek her şeyi, yani hastalıkla ilgili tüm olasılıkları önceden hasta yakınlarına bildirmelidir, etik açıdan bu zaten gerekiyor.”
Doktorların hasta ve hasta yakınlarına yeterince zaman ayıramadığını, bunun da iletişim ve bilgilendirme sorunu yarattığını belirten Prof. Arıkan, doktor-hasta arasında yaşanan iletişimsizliği hasta yoğunluğuna bağladı ve şunları söyledi:
İTİCİ VE ENGELLEYİCİ DEĞİL NAZİK DAVRANILMALI “Günde 60 hastaya bakan bir doktorun hastasına yeterince zaman ayırıp, onunla konuyu enine boyuna konuşması tabii ki çok zor. Burada karşımıza çıkan şey her zaman olduğu gibi sistem sorunudur. Ancak doktorların özellikle antisosyal ve psikopatik özellik gördükleri hasta yakınlarına karşı itici ve engelleyici değil, mümkün olduğunca nazik davranmaları gerekir. Her doktor psikoloji formasyonu alır, bu nedenle doktorlar bu tür hasta yakınlarına daha fazla zaman ayırıp daha nazik davranırlarsa ve onları ikna ederlerse bu tür sonuçlar doğmaz.”
EŞİM ÖLDÜ, HAYAT BİTTİ; SORUMLUSU DA DOKTOR Özellikle kanser tedavisi gören hastalarla çalışan Klinik Psikolog Yeşim Altuncu da Tayfun E’nin yas tepkisi göstermiş olabileceğini anlattı: “Kişinin ekonomik ya da işle ilgili başka sorunları da olabilir ancak dünkü olay büyük ihtimalle yas tepkisidir ve her yas tepkisi depresif olarak çıkmaz, öfke olarak da çıkabilir. İnsanların bir kırılma noktası vardır, şahıs, ‘eşim de öldü, benim için hayat bitti. Onun ölmesinden de doktor sorumluydu, ben de onu bitireyim’ demiş olabilir.”
Bazı hastalıklarda hasta ve yakınlarına verilecek desteğin daha fazla önem kazandığını vurgulayan Altuncu da hasta ve hasta yakınları gibi doktorların da yeterince zaman ayıramamaktan şikayetçi olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:
HASTAYI DİNLEMEK İSTİYORUM AMA VAKTİM YOK “Özellikle üniversite ve devlet hastanelerinde hasta sayısının çok olması nedeniyle hastayla ayrılacak süre çok kısıtlı. Doktorlar da, ‘biz hastayı dinlemek istiyoruz ama vaktimiz yok’ diye aynı şeyden şikayet ediyorlar. Şu anda terapi hastalarının bile süresi kısaltılmış durumda, hastayı 15-20 dakika göreceksiniz deniliyor. Bu sürede hastaya teşhis koymak bile çok zor, nerede kaldı onu rahatlatmak.”
RUTİN TAKİP ŞİDDETİ AZALTABİLİR Altuncu şöyle devam etti: “Sistem sadece hayatta kalmakla ölmek arasında, doktorların işi bu nedenle zor, özellikle de son dönemdeki hastalar için. Böyle dönemlerde hasta yakınlarına verilecek destek gerçekten önemli, bu önem kanser gibi hastalıkların son dönemlerinde daha da artıyor. Bu nedenle süreç içerisinde rutin bir takip yapılması, şiddet gibi olayları azaltabilir.”
“Hastaya ayrılacak zamanı artıran ve sürecin psikoloji boyutuna önem veren bir sisteme ihtiyacımız var” diyen Altuncu, hasta yakınlarının da birbirlerini iyi gözlemesi gerektiğini söyledi ve toplumsal duyarlılığa vurgu yaptı:
SORUNLARI PAYLAŞMAYI SEVEN BİR KÜLTÜRÜZ “Mesela dünkü saldırıyı gerçekleştiren şahsın çevresindekiler de onu gözlemeli ve durumunun farkına varmalıydı. Belki profesyonel bir destek alsaydı, bu saldırıyı gerçekleştirmezdi. Sağlık sistemimiz yeterli olmayabilir ama biz birbirini dinleyebilen bir toplum ve sorunları paylaşmayı seven bir kültürüz. Bundan faydalanmalıyız, profesyonel desteğe ekonomik nedenlerle ulaşamayacak çok sayıda insan var, profesyonel anlamda olmasa da ihtiyacımız olan bu desteği birbirimize vermeliyiz.”
NTV-MSNBC
|
|
|
|
|
| Pz |
Pt |
Sa |
Ca |
Pe |
Cu |
Ct |
| |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
| 7 |
8 |
9 |
10 |
11 |
12 |
13 |
| 14 |
15 |
16 |
17 |
18 |
19 |
20 |
| 21 |
22 |
23 |
24 |
25 |
26 |
27 |
| 28 |
29 |
30 |
31 |
|
|
|
|
| |
|
 |
|
 |
| ::| SICAK HABER |
|
 |
|
|
|