Üniversiteler tam gün uygulamasından muaf mı tutulacak?
Persembe, 28.08.2008, 08:15am (GMT)
Yeni bir eğitim-öğretim dönemine girerken, bir taraftan da sağlıkta önümüzdeki günlerde yeni değişimler için ayrı bir sayfa açılıyor.
Eğitim yılıyla karşılaştırıldığında müfredatın çok değişmediğini düşünürsek, sağlıkta da önceden hazırlanmış müfredatın sürdürüleceğini öngörebiliriz.
Sağlık Bakanı Akdağ da bu dönemde Sağlıkta Dönüşümün ikinci ayağını uygulayacaklarını söylerken, müfredatın ana hatlarını da çizmiş oldu.
Önceki dönemlerde sık gündemde olan Tam Gün Uygulaması ve Kamu Hastane Birlikleri Kanun Tasarısı, yeni dönemin çatısını oluşturuyor.
Geçen dönem Medimagazin’de sık sık haber konusu olan Tam günle ilgili Bakanlık ne yapmayı düşünüyor?
Öncelikle bu tam gün meselesinin iyice uzadığını ve uzadıkça da aslında içinden çıkılmaz bir hal aldığını görmüş olduk. Bu “uzama” durumu bir bakıma Bakanlığın bu konuda yeterli altyapıyı oluşturmadığının ve “çok istekli” olmadığının bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Bakanlığı tam günle ilgili en fazla sıkıntıya sokan “kamudan özele kaçış”ın hala sürdüğünü biliyoruz. Bu dönemde özel sağlık sektörünün de bir takım değişikliklerle, Türkiye’deki konumunu değiştirerek yeni bir yapılanmaya gittiği, önceden “ihmal edilemeyecek bir aktör” olmaktan çıkıp, yardımcı oyunculardan biri haline geldiği ve senaryo değişiklikleri yapacak kadar güçlendiğini söyleyebiliriz.
Diğer taraftan üniversite hastanelerindeki özellikle öğretim üyelerinin tam gün konusunda kısmi bir destek bile vermemesi, Bakanlığı “Öğretim üyelerini tam günden çıkarsak mı?” gibi bir düşünceye sevk ederken, devlet ve üniversite hastanelerinde çalışan personelin hukuken ayrı kanunlarla çalışmasıyla ilgili araştırma yapmaya da sevketti.
Sonuç olarak tam günle ilgili olarak Bakanlık 1 Ekim’de TBMM açıldığında duruma bakacak ve ne yapacağını kararlaştıracaktır. Unutulmaması gereken bir nokta da sağlığın çok popüler olduğu ülkemizde, yaklaşan yerel seçimler öncesi “Bıçak parasını kestik” cümlesinin tartıda hesaplanacak olmasıdır.
Kamu Hastane Birlikleri Kanunu ise son birkaç yılda zaman zaman gündeme gelmesine rağmen, sağlık kamuoyunun çok da ilgisini çekmeyi başaramamıştır. Ancak bu kanunun da hastanelerde idari ve ekonomik anlamda köklü değişiklikler getirdiğini düşünecek olursak, bu kanunu tartışmamız gerektiği ve sağlık kamuoyunda olgunlaştırmamız gerektiği açıktır.
Son olarak Bakanlığın 5-6 yıldır yoğun bir tempoda çalışması bir “yorgunluk sendromu”na yol açabileceğinden, ekibe yeni ve taze kanların katılması gerektiği, insanın ve işleyişin doğasındandır.
medimagazin
|