|
|
|
Yeni seçilecek YÖK Başkanından ne bekleniyor?
Carsamba, 05.12.2007, 01:03pm (GMT)
Bilim İnsanları Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen “Yeni Anayasa, Yükseköğretim ve YÖK” konulu panel M.E.B. Şura Salonunda bu hafta sonu yapıldı. Panelistler, “YÖK’ten ne bekliyorsunuz?” sorusuna cevap aradı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in görev süresinin 8 Aralık 2007 Cumartesi günü sona ermesi dolayısıyla Kuruldan ve YÖK Başkanından beklentilerin ele alındığı bir panel düzenlendi. Üniversite öğretim üyeleri, YÖK’ün yapısının değiştirilmesi, üniversitelerin özerkleştirilmesi ve evrensel değerler üzerine kurulu demokratik bir üniversite sisteminin oturtulması gerektiği konusunda birleşti.

Bilim İnsanları Dayanışma Derneği (BİDDER) tarafından düzenlenen “Yeni Anayasa, Yükseköğretim ve YÖK” konulu panel M.E.B. Şura Salonunda yapıldı. Aynı zamanda Dernek Başkanı olan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı V. Prof. Dr. Nihat Tosun’un açılış konuşmasıyla başlayan panelde söz alan Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Şimşek, yeni Anayasa hazırlama sürecinde YÖK’ün de yeniden yapılandırılması gerektiğine işaret etti. Eğitim-öğretim sürecinin bütünlükten yoksun olduğuna dikkat çeken Şimşek bir bilim politikasının olmamasını da eleştirdi.
Şimşek, yükseköğretimi temsil edecek üst kurulun adının YÖK olmaması gerektiğini belirterek, “Kanun Anayasada yer almalı fakat genel hükümleri içermekten öteye gitmemeli, hazırlanacak kanun üniversitelerin kim tarafından değil, nasıl yönetileceğini esas almalı” diye konuştu.
Özerk üniversite kurulmalı Şimşek sunumunda, üniversitelerin idari ve mali anlamda özerk olması gerektiğini savundu. İdari anlamda, üniversitelerde siyasilerin egemenliğinin önlenmesi gerektiğini belirten Şimşek, mali anlamda da genel bütçeden yapılacak yardımın daha çok proje bazında olması gerektiğini kaydetti. Şimşek, “Üniversite kendi arazisine-binasına sahip, mali kaynaklarını belirleyebilen, atama yapabilen ve ders içeriğini de kendisi belirleyen şekilde özerk olmalıdır” diye konuştu.
Dekanı rektör seçebilmeli Şimşek ayrıca Yükseköğretim Araştırma Enstitüsü ile bilim politikaları oluşturarak tüm kesimler arası iletişimi sağlayacak bir Üniversite Sosyal Konseyinin oluşturulması gerektiğini belirtti. Konseyin, üniversitenin ilgili konuları izleyip raporlayabilecek yapıda olmasını öngören Şimşek, Konseyin yaptırım gücünün de bulunması gerektiği bilgisini verdi. Sunumda, rektörün nasıl seçileceği ve üniversitenin nasıl yönetileceği fikri üzerine kurulu bir de Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun oluşturulması gerektiği kaydedildi. Geçerli oydan bir fazlasını alan kişinin Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanması gerektiğini bildiren Şimşek, dekan seçiminde rektörün tercihinin dikkate alınması gerektiğine işaret etti. Rektörün kendi ekibiyle çalışma hakkının olması gerektiği belirtildi. Hazırlanacak yeni kanunda YÖK Yüksek Denetleme Kurulunun kaldırılması gerektiğini bildiren Şimşek, bu konuda otokontrol mekanizmasının yeterli olacağını söyledi.
Üniversiteler vesayet altında Panelde söz alan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu ise, 8 aralık tarihinin milat kabul edilmesi gerektiğini belirtti. YÖK’ün geçtiğimiz günlerde yayınladığı vakıf üniversiteleri ile ilgili araştırmasını anımsatan Hatipoğlu, araştırma sonuçlarının dikkate değer olduğunu, söz konusu üniversitelerin öğrenciden aldığı parayı öğrenciye yansıtmadığını anlattı. Kaliteli eğitim için üniversite birlikleri kurulması gerektiğini belirten Hatipoğlu, “Örnek vermek gerekirse, Hacettepe-Yozgat-Muş üniversite birliği gibi birlikler oluşturulmalıdır” diye konuştu.
Hatipoğlu ayrıca, kontenjanların arttırılarak iki katına çıkartılması gerektiğini söyledi. Konuşmasında üniversitelerde iki sorunun varlığına dikkat çeken Hatipoğlu şöyle konuştu: “Üniversitelerde kılık-kıyafet serbestisi olmalıdır. İkincisi de, meslek yüksekokullarının önünün kesen katsayı meselesi çözümlenmelidir. Üniversiteler birer serbestlik kurumudur. Meslek lisesi zaten mağdur, fakir-fukara kesimin çocuklarının gittiği okullardır. Hiç olmazsa bu okullardaki zeki çocukların önü açılmalıdır.“ Hatipoğlu, kıyafet özgürlüğünün yasada olmasına rağmen derin devlet politikalarıyla üniversitelerde hayata geçirilmediğini kaydetti.
Atama yerine demokratik seçim Üniversitelerin akademik unvan veren tek kurum olduğuna dikkat çeken Hatipoğlu, bu konuda kaliteyi arttıran önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti. Rektör atamaları konusundaysa her şeyi Cumhurbaşkanının yönlendirmesinin doğru olmadığını vurgulayan Hatipoğlu, atamalar yerine demokratik seçimin esas alınması gerektiğini belirtti.

Milli değil evrensel üniversite Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hikmet Akgül ise yeni YÖK Başkanından beklentileri sıralayan bir sunum gerçekleştirdi. Üniversitelerin evrensel alanlar olduğunu belirten Akgül, “Üniversite bir ülkede kurulduğu zaman dünyadaki 6 milyar insana hizmet eder. Türkiye’de kurulan bir üniversite, sadece Türkiye’deki insana değil, 6 milyar insana hizmet etmek amacıyla kurulur. Bu anlamda milli değil evrensel kurumlardır” diye konuştu.
Akgül, isimler yerine felsefenin önemli olduğuna dikkat çekerek, bireysel anlamda bağımsız olmayan insanların üniversiteyle ilgisinin olmaması gerektiğini belirtti. Üniversitelerde bilimsel bir yapının oluşturulması gerektiğini belirten Akgül, YÖK Başkanının düşünsel olarak evrensel, ahlaksal olarak sorumluluk üstlenebilen, toplumsal olarak da sürekli yenilenip gelişen bir yapıya sahip olması gerektiğini kaydetti.
Öncü kadro ihtiyacı Her üniversitenin çok yönlü bireylerden oluşan bir yönlendirici kadroyla çalışması gerektiğini belirten Akgül, kurum olarak da sürekli gelişip değişen bir yapının hedeflenmesi gerektiğini ifade ederek üniversitelerde bilim üretmek dışında bir şeyin düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
Evrensel düşünce milli hizmet Akgül Türkiye’de herkese saygı kavramının henüz oluşturulmadığını belirterek, YÖK Başkanının herkese saygı duymak zorunda olduğunu söyledi. Politik ilişkiler kapsamında YÖK Başkanın devletle bütünleşmek zorunda olduğunu kaydeden Akgül, Başkanın bilimin, sanatın ve dinin evrenselliğine teslim olmak zorunda olduğunu vurguladı. Bilim sanat ve din saç ayağı üzerine oturan bir medeniyetin toplumu geliştireceğini belirten Akgül, “Bunlara ters düşen, karşı çıkan kimsenin bilim üretmesi mümkün değildir” dedi.
 Akgül felsefenin evrenselliğini üniversitelere yerleştirmek gerektiğini belirterek üniversitelerin her konuda felsefe yapabilecek bir bilimsel düşünce edinmek zorunda olduğunu söyledi. Atatürk’ü anlama anlamında üniversitelerde sorun olduğunu belirten Akgül “Yeni YÖK Başkanı veya yeni üniversite yöneticileri, evrensel düşünen ama milli hizmet veren bir Atatürk’ün olduğunu kabul etmeli” diye konuştu.
Ana dilde bilim yapılmalı Başkanın sorumlulukları ve kullandığı dilinin önemine değinen Akgül, “Ana dilde düşünme önemlidir. Dört kıtaya yayılmış olan Türk milletinin kendi diliyle bilim yapmasını, diliyle düşünmesini ikinci plana atmak son derece sakıncalıdır” dedi.
Akgül, İngilizce ile bilim yapmayı ilk plana alan insanların Türk milletinin iki yüzyıldır keşif yapmasının önlediğini ileri sürdü. “Ana diliyle üretmeyen insanların bilim üretmesini nasıl düşünebiliriz?” diye soran Akgül, bunun düzeltilmesi gerektiğini kaydetti.
Yeni Başkan toplumu kavramalı Akgül, YÖK Başkanının halkla, öğrenciyle ve öğretmenle bütünleşmesi gerektiğini belirterek, “Tüm bu kesimlere saygısı olmayan kişileri Başkan yapmayalım. Bu cümlelerimle mevcut yöneticilerin bunlarla ters düştüğünü iddia etmiyorum. Ama öyle bir ters dönen çark var ki, o insanları da eziyor, bizi de eziyor, halkı da eziyor” dedi. Akgül Başkanın uyması gereken kriterleri şöyle sıraladı: “YÖK Başkanı toplumun sosyolojik yapısını kavramalı, sosyolojik düşünceyi bilmeli ve ona göre insan ayırmayacak şekilde davranış göstermelidir. Bir kültür ve tarih bilinci oluşturmalıdır.”
Hoca merkezli eğitim şart Üniversitelerin biyolojik-fizik ve sosyal bilimler olarak üç ana kategoride düşünülerek kurumsallaştırılması gerektiğini belirten Akgül, insanların yeteneklerine göre bu bilimlerde yetişmelerinin sağlanması gerektiğine işaret etti. Akgül, üniversitelerde başka bir tartışma konusunun da hoca merkezli eğitim ve öğrenci merkezli eğitim etrafında yoğunlaştığını belirterek, “Dünya tarihinde hoca merkezli olmayan hiçbir eğitim başarılı olamamıştır. Evrensel düşünen bir hoca da oradaki yapılanmayı öğrenci merkezli bir yapı haline dönüştürür. Dolayısıyla hoca rehberdir” diye konuştu.
Öğretim üyesi sayısı nasıl belirlenecek? YÖK’ün öğretim üyesi sayısını nasıl belirleyeceği konusunda ise Akgül, “Devlet memuru tayin eder gibi bir psikolojiyle bilim üretemezsiniz. Öğretim üyesi doğal bir süreç içinde ihtiyaca göre ortaya çıkar” diye konuştu. Türkiye’yi en zor duruma düşüren konulardan birinin de bilimsel yayın olduğunu belirten Akgül, “Bütün öğretim üyeleri yabancı yayın yaparak doçent, profesör oluyor. Yayınlanan yazınıza atıfta bulunulursa o çok değerli bir yazı haline gelecek. Bütün yazılara atıfta bulunulmuşsa, bütün yayınlar Amerikan dergilerinde yayınlanmışsa sonunda da Türkiye’de milli hizmet olarak bir adım atılmamışsa ‘Bu paraları kimin kesesinden harcadınız’ diye sorulmayacak mı?” dedi.
|
|
|
|
|
| Pz |
Pt |
Sa |
Ca |
Pe |
Cu |
Ct |
| |
|
|
|
|
1 |
2 |
| 3 |
4 |
5 |
6 |
7 |
8 |
9 |
| 10 |
11 |
12 |
13 |
14 |
15 |
16 |
| 17 |
18 |
19 |
20 |
21 |
22 |
23 |
| 24 |
25 |
26 |
27 |
28 |
29 |
30 |
| 31 |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
 |
| ::| SICAK HABER |
|
 |
|
|